Eskilerden beri aşk hakkında söylenen bir şey vardır. Gerçek aşkların ölümsüz ve efsane oldukları. İşte hikayemizde sözü edilen aşkta bir o kadar ölümsüz ve inanılmaz…
Hüseyin ve Sema birbirlerini çocukluktan beri çok seven ve sürekli birlikte zaman geçirmekten hoşlanan iki gençmiş.Ne zaman birinin derdi olsa diğeri yemeden içmeden kesilir ve ona yardımcı olabilmek için adeta kendini unuturmuş. Aradan zaman geçmiş ve evlenmişler. Her sabah uyandıklarında Allah a birlikte oldukları için dua ediyor ve güne tebessümle başlıyorlarmış.
Evliliklerini güzeller güzeli bir kız çocuğu ile tamamlamış. Onun geleceği için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlarmış. Günleri böyle geçerken aylar ayları, seneler seneleri kovalamış ve aradan tam 23 mutlu yıl geçmiş.
Sema hanım her zamanki gibi akşam yemeği hazırlıklarını yapıyor, kızları Hande de yatağında televizyon seyrediyormuş. Tam dalmak üzereyken birden mutfaktan gelen çığlık sesleri ile kendine gelen Hande korku içinde hemen mutfağa koşmuş . Mutfağın kapısından içeri girdiğinde annesinin yerde baygın bir şekilde yattığını , kollarının ve yüzünün kıpkırmızı olduğunu fark etmiş. Bir eliyle annesini uyandırmaya çalışıyor diğer eliyle de acili arıyormuş.
Hastaneye vardıklarında aniden aklına babası gelmiş. Bir yandan ona haber vermesi gerektiğini biliyor , ama diğer taraftan da babasının vereceği tepkiyi düşünmek bile istemiyormuş. Annesinin tedavisi sürerken birden telefonu çalmış. Telefondaki ismi görünce kalbi hızla atmaya ve sanki soğukta kalmışçasına üşüyüp titremeye başlamış.
Ürkek bir ses tonuyla :
- Alo babacım!
- Telefonunu neden geç açtın kızım merak etmeye başlamıştım.
- Şey babacım
- Ne oldu kızım sesin neden böyle geliyor yoksa bir şey mi oldu?
- Babacım sana bir şey söyleyeceğim ama yalvarırım korkma ve de sakin ol tamam mı
- Yoksa annene bir şey mi oldu beni çıldırtma da söyle nerdesiniz ?
- Annen sütlaç yaparken üstüne tenceredeki kaynar sütü dökmüş. Biz şimdi hastanedeyiz annemi tedavi altına aldılar.
Telefonda duydukları karşısında dizlerinin bağı çözülen, Hüseyin Bey kaldırıma çömelerek korkak ve ağlamaklı bir ses tonuyla :
- Peki şimdi nasıl?
- Bilmiyorum babacım ne olur daha fazla konuşamıyorum.
Yaklaşık yarım saat sonra hastane kapısından içeri telaşlı ama bir o kadar da bitkin görünümlü olan Hüseyin Bey girmiş ve hızla acil bölüme doğru yürümeye başlamış. Kızının kapıda ağladığını gören baba bir yandan sarılarak onu teselli etmeye çalışıyor diğer yandan da karısının nasıl olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyormuş. Kısa bir süre sonra doktor odadan çıkmış.
Hüseyin Bey odadan içeri girdiğinde Sema Hanımın yüzünün ve kollarının sargılı olduğunu görmüş ve yavaşça yaklaşarak yanına gelmiş içinde fırtınalar kopsa da ona hissettirmemek için her zaman ki gibi tebessümle karısına bakmış. Başını hafifçe okşayarak :
-Canım bizi çok korkuttun, merak etme her şey düzelecek eskisi gibi olacaksın demiş . Ve karısını alarak hastaneden ayrılmış.
On beş gün boyunca her gün pansumana gitmişler bu iki hafta içinde Sema Hanım sanki hayattan bıkmışçasına kimseyle konuşmuyor, kocasıyla göz göze gelmemek için elinden geleni yapıyormuş.
Hüseyin Bey bu duruma çok üzülse de karısını kırmamak için bunu dile getirmiyor, aksine sürekli onunla vakit geçirmeye özen gösteriyormuş.
Sonunda sargıların çıkarılma zamanı gelmiş. İki hafta sonra ilk defa sargısız evine gidecek olan Sema Hanım yanmış ve kabuk bağlamış suratını kimsenin görmemesi için başını yerden kaldırmıyor ve hızlı adımlarla yürüyormuş. Evlerine vardıklarında Sema Hanım kocasını karşısına alıp yüzüne bakmadan onunla konuşmaya başlamış.
-Hüseyin ne olur şimdi sana söyleyeceklerimi sözümü kesmeden dinle. Bundan sonra benim bu şekilde yaşamam ya da mutlu olmam mümkün değil. Yüzüne bakamamamın bana ne kadar acı verdiğini bilemezsin.
-Neden bakamıyorsun ki anlayamıyorum.
-Lütfen beni bu şekilde görmeni istemiyorum. Senin kalbinde ve aklında her zaman ki gibi güzel kalmamı ve de beni böyle anımsamanı istiyorum. Yüzümdeki bu yanıklarla değil. İşte bu yüzden de kızımızla birlikte annemlerin yanına Bursa ya dönmeye karar verdim.
-Saçmalama Sema sen ne konuştuğunun farkında değilsin. Böyle söyleyerek beni ne kadar üzüyorsun.Yalvarırım bir daha böyle bir şeyi aklından ble geçirme.İnan bana bir hafta içinde daha iyi olacaksın bana güven
-Hiç sanmıyorum
-Lütfen biraz mantıklı düşün sen benim her şeyimsin sensiz bir hayat düşünebilir miyim sanıyorsun.Aynı şey bana da olabilirdi o zaman sen benden böylemi davranmamı bekleyecektin.
-Asla ama sen de beni anla ……..
- Anlayamıyorum Sema daha fazla konuşmayalım nerdeyse başım çatlayacak hadi kalk ta biraz dinlen.
Geçen birkaç gün içinde Hüseyin Bey in şiddetli baş ağrıları tutuyor ve zaman zaman eskisi gibi her şeyi net göremiyormuş. Bir gün Sema Hanım salonda çiçeklerini sularken Hüseyin Bey in arkasında tiz bir sesle Sema göremiyorum dediğini duymuş. Hemen arkasını dönmüş ve belki de uzun zaman sonra kocasının yüzüne özlem ve şaşkınlıkla bakarak :
-Nasıl göremiyorsun Hüseyin anlayamıyorum.
-Bilmiyorum hayatım hiçbir şey göremiyorum. Sanki gece her yer karanlık.
Sema Hanım kocasını hemen bir yere oturtup telaşla doktoru aramış. Ve doktora olanları anlatmaya başlamış. Doktor hemen hastaneye gelmelerini ve kendisine görünmelerini istemiş.
Hastaneye vardıklarında doktor onları hastanenin kapısında bekliyormuş. Hemen odasına çıkarıp muayene etmiş. Ve onlara bakarak :
- Glokom göz tansiyonu .
- Tamamda doktor bey tansiyonla kocamın görememesinin ne ilgisi var.
- Şöyle ki , göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir. İşte bu sebepten dolayı da körlük olur.
- Nasıl yani şimdi kocam hiç göremeyecek mi?
- Üzgünüm ama şimdilik bu mümkün değil.
Doktorun son sözlerini duyan Sema Hanım kendi derdini unutmuş ve kocasına sımsıkı sarılarak ağlamaya başlamış. Bir an içinden ilk yandığında kocasının onu böyle görmemesi için dua ettiği gelmiş. Ve o an kendinden nefret etmiş.
Birkaç gün içinde artık eskisi gibi sohbet ediyor olmuşlar . Hüseyin Bey gözlerinin görememesinden bir gün bile şikayet etmiyor. Sema Hanım ise buna hiçbir anlam veremiyormuş. Birlikte tüm zamanlarını geçiriyorlarmış.
Sema Hanım kocasını öpmek istediğinde onun gözlerini öpüyor. Hüseyin Bey ise elleriyle hissederek karısının yanıklarından öpmeye dikkat ediyormuş. Birbirlerini hiç incitmemeye özen gösteriyorlarmış.
Mutlu huzur dolu 13 seneden sonra Sema Hanım aniden kalp krizi geçirip eşini bir daha görmeksizin hayata gözlerini sonsuza dek kapatmış.
Hüseyin Bey i en başta kızı ve sevdikleri ayakta zor tutuyormuş.
İstemeden de olsa hayatta en sevdiği varlığa karşı son görevini yerine getirmek için ayağa kalkan Hüseyin Bey hiçbir yardım almaksızın yürümeye başlamış. Görenler gözlerine inanamıyor üzüntü ve sevinci bir anda yaşıyorlarmış.
Hande babasına ağlayarak koşup ona sıkıca sarılmış,olan bitene bir anlam veremeden babasının gözlerinin içine bakarak :
-Babacım sen görüyorsun
-Evet kızım
-İyi ama nasıl ne zamandır ?
-Doğduğumdan beri
Şaşkınlıkla
-Ama sen kör…….
Bir anda herşeyin farkına varan Hande büyük bir hayranlıkla babasına bakıyor ve onun annesine karşı olan aşkının hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük ve ölümsüz olduğunu şimdi çok daha iyi anlıyormuş.
Babasına bir kez daha sarılarak
-Ama nasıl babacım doktorun söyledikleri daha dün gibi aklımda.
-Ondan ben rica ettim kızım. O da annen ve benim birbirimize olan düşkünlüğümüzü gördü ve asla yapmayacağı bir şeyi yaparak yalan söyledi.
-Ama neden? Bu yalana ne gerek vardı ?
Hüseyin Bey derin bir iç çekerek :
-Annenin beni her gördüğünde başını yere eğip yüzüme bakamamasına bir ömür boyu dayanamazdım da ondan kızım.
Posted in Hikayelerim || Yorumlar Kapalı